Kendiniz için bir şey yapın…

Son günlerde canınız çok sıkkın. ..

Streslendiniz, ama durulamıyorsunuz.

İçinizden hiç bir şey yapmak gelmiyor . Lakin bir şey yapmadan da bu durumdan çıkmak mümkün değil, bunu da bal gibi biliyorsunuz.  “Değneğin her iki ucu…” deyimi  halet-i ruhiyenizi en iyi şekilde tanımlıyor.  Böyle durumlarda değneğin uçlarına odaklandığımızdan, gittikçe kesifleşen kokunun nedenelerini de hep uçlarda ararız. Oysa çözüm çoğunlukla çok daha basit bir yerdedir. Ama uçlara odaklanmaktan bunu göremez, göremediğimizden karamsarlığımız daha da artar ve bekleriz. Evet bir mucize bekleriz. Bu beklenti gerçekleşirse, ne ala… Yok ama gerçekleşmezse  bir süre sonra  boğazımıza kadar …. batarız.

Böyle bir durumda ben bu halt-i ruhiyeden çıkmak için kendimi doğaya atardım. Dünyanın en iyi terapisti olduğuna inandığım doğanın terapisi ile batmaktan kurtarırdım kendimi. Ama şimdi, kimi anlamsız işler yüzden ha bu gün ha yarın olacak diye her geçen gün artan bir stresle bu lenet olası şehirde tıkılıp kalmıştım. Kısaca işim bir mucizeye kalmıştı.

İşte tam da bu sırada Meriçin Facebook da paylaştığı bir video benim mucizem oldu. Mucize diyince öyle büyük bir şey düşünmeyin, dedim ya çözümler çoğu zaman düşünemeyeceğimiz kadar basit olur. Benim mucizem de böylesi çok basit bir şeyle oldu. Bahsettiğim video, üzeri ceviz parçaları ve hindistan  ceviziyle kaplı çikolatalı topların yapımını gösteren bir videoydu… Çikolata mutluluk verirmiş ya, görüntü bile  algıyı tetiklemiş olmalı ki, malzemeleri almak için kendimi markette buldum. Görüntüler ve anlatım o kadar basit görünüyordu ki, yapmak da çok kolay olacaktı. Marketten gelince Meriçi aradım, dakka bir gol bir oldu, krema yerine süt almıştım. Meriçten bir kaç küçük tüyoda alıp tekrar marketin yolunu tuttum. Şimdi her şey tamam ve mutfaktaydım. Tabi ki nasıl yaptığımın tarifini sizlerle paylaşacağım. Yoksa fotoğrafını gördüğünüzde sizin de ilginizi çekebilir ve tarifi vermediğim için  bana kızabilirsiniz. Kimbilir gördüğünüz bu fotoğraf ve tarif sizin de mucizeniz olabilir…

Efenim işe 200ml kremayı tencereye koyarak başlıyoruz. Üzerine de 2 adet 80 gr lık bitter çikolatayı parçalayıp koyuyorsunuz. Çikolatalar eriyene kadar karıştırıyorsunuz. Sonra bir yemek kaşığı kadar tereyağ ekleyip  onu da karıştırarak eritiyorsunuz.  Sonra da karışımı soğumaya bırakıyorsunuz. Ama siz beklemiyorsunuz. 2 paket petiboure bisküyü elinizle (rondom olmadığı için) küçük parçalara bölüyorsunuz,  ayrıca aldığınız ceviziçilerini  de bir şekil de ( dedim ya rondom yok, ben poşete koyup kavanoz arkası ile ezdim) olabildiğince küçük parçacıklar haline getiriyorsunuz. Çikolata sosunuz oda sıcaklığına geldiğinde  parçaladığınız biskivü ile karıştırıyorsunuz. İyice karıştırdıktan sonra 2 saat kadar buzdolabında bekletiyorsunuz. 2 saat sonra da dolaptan alıp bir şekilde yuvarlıyorsunuz. Sonra da hindistan cevizi ve ceviz tozuna batırıyorsunuz. Sonuç mu… Aşağıda gördüğünüz gibi.

Bu gördüğünüz görüntünün canlı olduğunu, dokunabildiğinizi ve hatta tadabildiğinizi düşünün. Tadının da enfes olduğunu. Sanırım yazının bu kısmı görüntüyle birlikte biraz tahrik unsuru oluşturdu ama bunun için yapacak bir şey yok, sadece hepinizden özür dilerim. Kendim yaptığım için söylemiyorum ama tadı gerçekten  inanılmaz güzel oldu. Hal böyle  olunca benim de keyfime diyecek kalmadı.

Artık değneğin bir ucunda hindistancevizli, diğer ucunda ceviz parçacıklı çikolatalı toplar vardı.  Çikolatanın kokusu bile çekicidir. Ayrıca  bilirsiniz ki  çikolata serotonin ve endorphin salgılanmasını arttırarak  mutluluk verir. Fakat insanın kendisi için bir şeyler yapmasının verdiği hazzı değil bu salgılarla,  hiç bir şeyle karşılaştırmanın mümkün olacağını düşünüyorum. Uzun zamandır mutfakta kendim için böyle bri şey yapmamıştım. Oysa neredeyse 2-3 günde bir mutfakta bir şekilde yemek yapıyordum ama hep bildik ve alışageldik şeylerdi. Yani programlanmış bir robot gibi sadece karın doyurmak amaçlı bir işlem yapıyordum.   Yıllar sonra yaptığım bu nefis tatlıyla kendi mucizemi yaratmış oldum.  Şimdi  kendim için bir şeyler yapmanın verdiği mutlulukla beraber adını ÇikoTop koyduğum çikolatalı topların tadını çıkarıyordum.

O günden beri mutfakta kendim için yeni ve farklı şeyler yapmaya başladım. Bu benim yeni küçük mutluluğum oldu. Neler mi yaptım…

Bakın bu Sıkıcık Çorbası. İnce bulgur ve tarhana karışımından köfte hazırlayıp, sarımsaklı yoğurtla servis ediyorsunuz.

Bu gördüğünüz Patlıcan ve Domates soslu Fusuli Makarna.

Bu da tamamen benim icadım olan bir tavuk yemeği. Krema, köri ve sebze soslu tavuk.

Eğer bu gördükleriniz ve okuduklarınız siz de salt bir acıkma hissinden başka bir şeyler uyandırdıysa,  bence hiç mazeret üretmeden doğruca mutfağa girin ve  kendiniz için bir şey yapın

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: