Frig Vadisi / Tek Kulaklı Midas 17-18 Eylül 2011

 

Anadolu…

Tarih boyunca pek çok uygarlığa, kavime ev sahipliği yapan, bir çok medeniyetin üzerinde yeşerdiği  muhteşem bir coğrafyadır. Bu kavimlerden biri de  İ.Ö. 1200 ‘lü yıllarda Trakya’dan Anadolu’ya geldikleri var sayılan Friglerdir. Ankara, Kütahya, Eskişehir ve Afyonkarahisar’ın dağlık bölgelerinde yoğun olmak üzere, Uşak ve Denizli ‘ye kadar olan bir alanda yaşamışlar. Frigler Kralları Midas ve mitolojik onun öyküsüyle de oldukça iyi bilinen bir kavimdir.

Mitolojide, tanrılar tanrısı, Zeus’un oğlu müzik ve sanat tanrısı Apollon ile kırların,ormanların ve çobanların küçük tanrısı Pan arasında Frigya’da bir müzik yarışması düzenlenir.

Yarışmanın hakemlerinden biri de Frigya Kralı Midas’dır. Apollon, müziğin otoritesi,profesörü ve en çok bileni olması inancı ve gücüyle altından yapılmış enstürmanı olan lir’ini çalar.Sıra Pan’a gelir. Pan da flütüyle

; kırların, rüzgarın, ormanların kısaca doğanın seslerinden oluşan müziğini yapar… Hakemlerin çoğunluğu tanrı Apollon’u destekler ve oylarını Apollon’a verir. Fakat Midas ,çoğunluğun seçimine uymayıp Pan’ın seslendirdiği müziği beğenir ve seçimini Pan’’dan yana kullanır. Büyük tanrı Apollon ve yandaşları şaşkınlık içindedir. Nasıl olur da, bir ölümlü, bir insan, tanrı Apollon’u seçmezdi?

Demokrasi bilinci olmayan Apollon ve müridi olmuş diğer hakemler ” Sen de çoğunluğa uysana, bizim gibi düşünsene! ” derler.  Midas’ın özgür düşüncesinin “rahatsızlık” olduğunu söylerler. .

Apollon’un taraftarlarının özgür düşünceye tahammülleri yoktur. Çünkü onların ideolojileri güçlü olana kulluktur.Nasıl olsa onların yerine düşünen ve yapan ilahları vardır. İlahların sözleri ve yaptıkları eleştirilemez,dokunulmazdır. Midas’ın oyunu alamayan Apollon çıldırır, kendisi gibi düşünmeyen Midas’ın kulaklarını ceza olarak eşek kulaklarına çevirir. Midas artık, Frigya halkının gözünde küçük düşecektir.

Sonra da müzik yarışmasında Midas’ın seçtiği Pan’ın derisini yüzer ve bir ağaca gerer…Böylece “seçen” ile birlikte “seçilen” de cezalandırılmıştır.

5 senedir Fotoğraf gezileri yapan bir olarak bu seferki rotamız Friglerin ülkesine oldu. Bir hafta sonuna tüm Frig ülkesini sığdırmak zor olduğundan, rotamız Afyon ili sınırları ile sınırlı bir gezi olacaktı. Bu nedenle de yazının başlığı Midasın Tek Kullağı oldu.

Natureist Fotogezileri olarak 17 Ekim 2011 gecesi yola çıkarak Afyon Gazlıgöldeki Aydın Termal otele yerleştik. Gazlıgöl, termal turizminin oldukça gelişmiş olduğu bir bölge. Kaldığımız tesis de sanırım buradaki en güzel tesis. İyi  işletmelerin  reklamını yapmakda fayda vardır diye düşünürüm hep.

Kahvaltının ardından ilk günkü rotamız olan Aizoni, Yeşilyayla, Demirli köyleri üzerinden Emre gölüne ulaştık.  Burada verdiğimiz öğlen yemeği molasından sonra Döğer üzerinden  takrar Gazlı göle otelimize döndük. Bütün bir gece süren yolculuk ve ardından gün boyu süren gezi hepimizi oldukça yormuştu. Termalin şifalı sularında dinlenerek ertesi güne hazırlandık.

İkinci günkü rotamızı dağ köyleri oluşturdu.Bu gün aynı zamanda İstanbula dönüş yapacağımız için rotayı kısa tutamak zorunda kaldık. Yine Aizoni üzerinden direkt Alanyurtun Selimiye köyüne gittik. Buaradan geri dönerek Kıyır ve Kuzviran köylerine uğradık. Frig krallığının kalıntıları arasında yer alan bu köylerin ortak yanı yoksullukları. Ama bir o kadar da paylaşımcı ve güzel insanları.  Pek çok köyde bırakın bakkalı, hemen hemen her köyde rastladığımız  köy kahvesi bile yoktu. 3 soda 1 gazoza bakkal 1TL diyince arkadaşımız tanesi 1 Tl olarak düşünmüş, ama dördünün toplamıydı bakkalın söylediği. Hayatımda ilk kez gördüğüm markalarla doluydu bakkalın rafları. Tüm susmışlığımla içmeye çalışıp içemediğim soğuk gazozu ve fiyatını düşününce  acaba bu insanların yedikleri içtikleri ürünlerin içeriğini ne oluşturuyor diye düşünmekten alamadım kendimi. Ama hayatları bu kadar ucuz olan insanların, insana verdikleri değer paha biçilmezdi. Pek çok evde ağırlandık, hazırlıksız olmalarından üzülenler oldu. Fırınlarda pişirdikleri ekmeklerden, tarlada yetiştirdiği kavun ve karpuza kadar ikram edenler oldu. Onlar tüm yoksulluklarını bizimle paylaşırken çok bonkördüler ve bir o kadar zengin. Kıyır köyünde de  ikram edilen ayranımızı  içtikten sonra bu güzel insanları ardımızda bırakıp, elimizde bu güzel coğrafyanın ve güzel insnlarından karelerle hep bana hep bana diyenlerin ülkesine doğru yolculuğa koyulduk.

FOTOĞRAFLAR

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: